KAHVE BAHANE

KAHVE BAHANE
Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahve bahane…Belki de dedelerden anneannelerden , babaannelerden kalan bir miras belki de alışkanlık… Çok severim Türk kahvesini, benim için diğer kahvelere hiç benzemez... Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır. Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde damakta ,uzun süre tadını bırakır. Günlük yaşamımızda çok yer etmiştir.Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir tadı...Dostlarınla içtiğin kahve neşe dolu bol köpüklüdür. Sevdiğin dostun üzüntülü ise içtiğin kahvenin tadı kederlidir,acıdır. Tek başına balkonda içtiğin kahve ,yalnızlıktır. Yorgun olduğunda hafifletir seni,unutturur yorgunluğunu,İçki içmişsen koyu şekersiz bir kahve derin kuyudan çıkararak,ferahlatır ,derin bir uykuya dalarsın… Kızlarımızı istemeye gelinen evlerin,bayramlarımızın vazgeçilmez ikramıdır,Türk kahvesi...B inlerce yıl öncesinden zamanımıza kadar bir çok şeylerle bakılan fal, bizim Türk kahvemizle de özleşmiştir,Türk kahvesi deyince ,Kahve içen kişi dibindeki telveyi ,fincanını sol elle tutarak,sağdan sola çevirerek üç kere çalkalayıp kapatır.sonrada’’bakacak kimse var mı?’’diye sorar,bakan yoksa kendin bildiğine göre yorum yapar.Apartmanda her gün bir evde saat onda kahve içilir. Komşu Naciye hanım sabah saat onda muhakkak bağırır ,Ayşelerdeyiz hadi gelen gelsin.Tabi ki Naciye hanım çok iyi fal baktığından herkes işi gücü bırakıp peşinden…..kapıdan içeri girerken de ’’Şule kızım çabuk bir kahve yap da içelim’’daha öğlene yemek yapacağım.Herkes saat ona kadar bir işler yapmıştır, bu o yorgunluğun dinlenme kahvesidir. Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle,dumanıyla,yorgun oldukları için , içtikleri kahve hafifletir kendine getirir,unutturur günün ağırlığını insanlara...Biraz da gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahve bahane hatırlatır.Kahveler içilir,tabi ki arkasından fincanlar kapatılır.Naciye hanım bakacak fallara…Fallar… Her gün aynı şey ,siz inanırımsınız? Fal nasıl bakılır,çıkanları varmıdır..Hepinize bol şekerli kahve tadında günler,sohbetler dilerim. (Bahar Demir)

1 Mart 2016 Salı

KEÇENİN FAYDALARI

https://www.facebook.com/notes/ke%C3%A7e-yap%C4%B1m-ve-teknikleri/ke%C3%A7enin-faydalar%C4%B1-wool-felt-benefits/871081656322695


Keçenin Faydaları Wool felt benefits
Orta Asya'da göçebe bir şekilde yaşayan Türklerin kültüründe çok önemli yeri olan keçenin günümüzde faydaları tekrar anlatılmaya başlayınca dünya kültüründe de yerini almaya başladı. İnsanlar faydalarını öğrenmeye başlayınca , koyun veya keçe kılarının sıcak su ve zeytinyağı sabunu ile elde yoğrulmasından sonra kılların birbiriyle kaynaşmasıyla elde edilen keçenin çeşitli giyim ve süs eşyalarında kullanmaya başladı.
(1) Keçe organik bir üründür. (2)İyi bir yalıtkandır. (3)Isıyı korur ve ısı kaybını engeller. (4)Radyasyondan insan vücudunu korur. (5)Sırt ve bel ağrılarına iyi gelir.(6) Negatif enerjiyi alarak beyni stresten arındırır. (7)Üzerinde akrep ve yılan gibi hayvanlar yürüyemez. (8) Bünyesinde bakteri barındırmaz. (9)Radyasyon ışınlarını geçirmez (10) Yılarca sağlamlığını korur.(11) Antibakteriyel özelliklere sahiptir (12)Yün ısı yalıtım özellikleri dengeli -( bu kışın sıcak ve serin tutar anlamına gelir. ) (13) Yün hipoalerjenik -bakteri, küf dayanıklıdır.evde alerji azaltır( birçok kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabileceği söylensede , bazı yazılar bunun daha kanıtlanmış olarak söylüyor.) (14)Yün doğal bir anti-statik ,Yün nedeniyle doğal liflerden nitelikleri çok az statik elektrik üretir.! (15)Yün doğal alev dayanıklıdır. ( yüksek aleve dayanıklı - genellikle kilim, yatak, ve ateşe maruz işlerde ( itfaiye, asker,vs) oluşturulan giysiler de kullanılır.) (16) Merinos yünü sıcaklık sağlarken, onu yakalar ve havayı sirküle ve biriken nemi önler, ( kuru kalarak nemi emer )(17) Doğal su geçirmez(Çabanların kepenek olarak bildiğimiz giyisileri, Orta asya insanının oturmak için yaptıkları çadırlar da) (18) Keçe mükemmel bir ses yalıtkanıdır. Çevre ile ilgili, giderek insanların endişeli olduğu bir dünyada çok önemli bir özelliktir - Ve% 100 biyolojik olarak parçalanabilir.
Artık bu kadar faydasını bildiğimiz,( eskiden yataklarımız,yorganlarımız yastıklarımız ve kilimlerimiz, yaşanan evler, atların eğerleri vs) atalarımızın yakın senelere kadar taşımalarını gördüğüm, kaybolmaya yakın olan bu zamanda, bu kültüre dünya milletleri gibi sahip çıkmamız dileğiyleee... (H. Büyükdemir.)





22 Şubat 2016 Pazartesi

Sanatçı Üniversite Eğitimi Almalı mı?

http://mimoza.marmara.edu.tr/~avni/dersbelgeligi/dersbelgeyazilari/SUKRUAYSAN.htm



 
Sanatçı Üniversite Eğitimi Almalı mı?


Marcel Duchamp
 
Çeviri: Şükrü Aysan ders BELGELiGi 11.04.2001

"Ressam gibi alık (kafasız, akılsız)".

Murgen'in "Bohem Hayatı" zamanına, 1880'li yıllara kadar geri götürülebilen bu fransız deyimi bugün de hâlâ tartışmalarda ressamlarla dalga geçmek için kullanılmaktadır.

Sanatçı niçin öbür insanlardan daha az akıllı görülüyor. Bu, sanatçının becerisinin, akılla doğrudan bir ilişkisi kurulamayan, esasta, el işçiliğine dayanmasından mıdır?

Genelde, ressamın, büyük bir sanatçı olabilmek için, özel bir eğitim almasına gerek olmadığı kanısı hakimdir.

Ancak, bu düşünceler bugün artık geçerli değil. Sanatçıyla toplum arasındaki ilişkiler, geçen yüzyılın sonlarında, sanatçının özgürlüğünü ilan etmesiyle değişmiştir.

Sanatçı Kilise ya da bir hükümdar tarafından kullanılan bir zanaatkâr olmak yerine bugün özgürce resim yapıyor; mesenlerin hizmetinde de değil artık; aksine onlara kendine özgü estetiğini empoze eder duruma gelmiştir.

Başka bir deyişle, sanatçı şimdi toplumla tam anlamıyla bütünleşmiştir.

Bir yüzyıldan bu yana toplumca rüştünü ispat etmiş sayılan sanatçı bugün normal bir vatandaşla aynı haklarla donanmış özgür bir adamdır ve eserlerinin alıcısıyla eşit statüde konuşmaktadır.

Bu özgürleşme, sanatçıyla, karşılık olarak, zihinsel bakımdan aşağı seviyede bir köle gibi kabul edildiği  dönemlerde  bilmediği, yerine getirmesi gereken bir çok görev yüklemiştir; bunların en önemlisi, sanatsal dehanın biçimlenmesinin temelinde alınmasa da, zihnin eğitilmesidir.

Sanatçılık mesleğinin günümüz toplumunda liberal (serbest) mesleklerin düzeyinde yerini aldığı açıkça gözükmektedir. Bu meslek, bundan böyle, bir tür yüksek zanaat sayılamaz.

Sanatçı bu düzeyin gereği olarak, doktorların, avukatların v.d. aldığı kalitede bir üniversiter eğitim almalıdır.

Evet, modern toplumda, sanatçı, bir zanaatçının (bir imalâtçının) ya da bir soytarının (bir eğlendiricinin) rolünden, daha önemli bir rol üstlenmektedir.

Sanatçı kendini, herşeyin maddi refah doğrultusunda geliştiği kaba bir maddecilik üzerine kurulmuş bir dünyayla karşı karşıya buluyor. Bu dünyada din, büyük miktarda alan  kaybederek zihinsel değerlerin  dağıtıcısı olmaktan çıkmıştır.

Bilimin, gündelik işlevselciliğe yaptığı katkı nedeniyle kör bir hayranlığa mazhar olduğu günümüzde sanatçı, bu işlevselcilikle mutlak karşıtlık içinde görülen  zihinsel değerlerin bir garip toplanma yeri durumundadır. Kör  bir hayranlık diyorum; çünkü, insan varlığının temel sorunlarına hiç dokunamayan teknolojik çözümlerin  herşeyden daha önemli olduğuna inanmıyorum

Örneğin, gezegenler arası seyahat sözde "bilimsel gelişme"nin ivmesini arttırıcı gibi görülüyor. Oysa, son çözümlemede, bunun sadece insanın kullanımına sunulan arazi miktarını arttırmakla ilgili olduğu anlaşılıyor. Bunu, ben, bireyin zihinsel faaliyetini gün geçtikçe daha fazla dumura uğratan güncel maddiyatçılığın bir çeşidi olarak alıyorum.

Bu bizi günümüz sanatçısının önemli meşguliyetine götürür: O da, bana göre, bu sözde gündelik maddi gelişme konusunda uyanık olmak ve de bilgilenmektir.

Üniversiter bir eğitimle donanmış olan sanatçı çağdaşlarıyla ilişkilerinde komplekse kapılmaz: Bu eğitim sayesinde, zihinsel değerler çerçevesinde kendine saygı kanalıyla maddiyatçılığın yüceltilmesine karşı çıkmak için uygun araçlara sahip olacaktır.
(...)
Sanatçının dağıtıcılığını üstlendiği, yukarıda sözünü ettiğimiz, zihinsel değerler ayrı başına alınmış bireyle ilgilidir. Genel değerlerse bireye toplumun parçası olması bakımından eklenir.

Ve insan türünün bir örneği olarak demeye çalışıyorum ki birey, gerçekte, tamamen yalnız ve biriciktir. Bu, türe özgü, kitlesel, tüm bireylere ortak özelliklerin kendinde bir bireyin kendi başına olmasıyla bir ilişkisi yoktur.

Geçtiğimiz yüzyılda, Max Stirner bu farklılığı çok açık bir biçimde ortaya koymuştur. Eğer eğitimin büyük bir kısmı genel karakteristiklerin geliştirilmesi yönünde uygulanıyorsa, üniversiteler eğitimin bir başka kısmı da, bu da aynı önemde alınarak, zihinsel mirasımızın öğrenilmesine ve kendi kendini çözümlemeye, bireyin en derin yetilerinin geliştirilmesine hasredilmelidir.

İşte sanatçının Üniversite'de edineceği önemli nitelikler bunlardır. Ve bu kaliteler,
dinle ilişkisinin koptuğu anlaşılan, büyük zihinsel geleneğin canlı tutulmasını sağlayacaktır.

Sanatçının, sadık tercümanı olduğu, zihinselliğin ateşini harlı tutma misyonunu üstlenmesi gerektiğine bugün daha fazla inanıyorum. İşte bu görevi yerine getirebilmesi için sanatçının en yüksek derecede eğitim alması zorunlu olmaktadır.

Bu metin Hofstra'da (A.B.D.) 13 Mayıs 1960' ta düzenlenen bir kollokyumda Marcel Duchamp' ın yapmış olduğu konuşmanın metnidir.

21 Şubat 2016 Pazar

ATATÜRK’ün Çılgın Peyzaj Projesi”

Böyle güzel projeler insanların ben egoları yüzünden saklanıyor. Çok yazık İnsanlar kendi yaşadıkları yerleri rahat yaşamak için güzelleştirmek ,yerine hep kendilerini karışıklığın, düzensizliğin içinde görmeyi istiyorlar. Gelecek nesle hiç güzellikler kalmıyor. Yakın zamanda kesilen ağaçların ,bozulan ormanların yok oluşunu herkes seyrediyor. Hiç bir kuruluş da bu gibi davranışlarda ses çıkarmıyor. Bütün dünyanın her sözünü saygı ile hatırlayan, liderlerin her sözünde övgü ile bahsettiği ATATÜRKÜ keşke daha önceden anlayabilseydik. Memleketimizi şu anda dünyada daha önde ülkeler arasında görebilseydik.

                                                      http://blog.peyzax.com/blog/
http://blog.peyzax.com/blog/2011/05/03/ataturkun-cilgin-peyzaj-projesi/#.VshMbBJ3Pb2.facebook

2 Şubat 2016 Salı

KAHVE BAHANE

Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahve bahane…Belki de dedelerden anneannelerden , babaannelerden kalan bir miras belki de alışkanlık…

Çok severim Türk kahvesini, benim için diğer kahvelere hiç benzemez... Özel bir tadı, köpüğü, kokusu, pişirilişi, ikramıyla kendine özgü bir kimliği ve geleneği vardır. Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde damakta ,uzun süre tadını bırakır.

Günlük yaşamımızda çok yer etmiştir.Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir tadı...Dostlarınla içtiğin kahve neşe dolu bol köpüklüdür. Sevdiğin dostun üzüntülü ise içtiğin kahvenin tadı kederlidir,acıdır. Tek başına balkonda içtiğin kahve ,yalnızlıktır. Yorgun olduğunda hafifletir seni,unutturur yorgunluğunu,İçki içmişsen koyu şekersiz bir kahve derin kuyudan çıkararak,ferahlatır ,derin bir uykuya dalarsın… Kızlarımızı istemeye gelinen evlerin,bayramlarımızın vazgeçilmez ikramıdır,Türk kahvesi...

Binlerce yıl öncesinden zamanımıza kadar bir çok şeylerle bakılan fal, bizim Türk kahvemizle de özleşmiştir,Türk kahvesi deyince ,Kahve içen kişi dibindeki telveyi ,fincanını sol elle tutarak,sağdan sola çevirerek üç kere çalkalayıp kapatır.sonrada’’bakacak kimse var mı?’’diye sorar,bakan yoksa kendin bildiğine göre yorum yapar.Apartmanda her gün bir evde saat onda kahve içilir. Komşu Naciye hanım sabah saat onda muhakkak bağırır ,Ayşelerdeyiz hadi gelen gelsin.Tabi ki Naciye hanım çok iyi fal baktığından herkes işi gücü bırakıp peşinden…..kapıdan içeri girerken de ’’Şule kızım çabuk bir kahve yap da içelim’’daha öğlene yemek yapacağım.Herkes saat ona kadar bir işler yapmıştır, bu o yorgunluğun dinlenme kahvesidir. Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle,dumanıyla,yorgun oldukları için , içtikleri kahve hafifletir kendine getirir,unutturur günün ağırlığını insanlara...Biraz da gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahve bahane hatırlatır.Kahveler içilir,tabi ki arkasından fincanlar kapatılır.Naciye hanım bakacak fallara…Fallar…

Her gün aynı şey ,siz inanırımsınız? Fal nasıl bakılır,çıkanları varmıdır..Hepinize bol şekerli kahve tadında günler,sohbetler dilerim.
(Bahar Demir)

5 Kasım 2014 Çarşamba

SAĞLIKLI YAŞAM

SAĞLIKLI YAŞAM Kanser Hücreleri
1..Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin. 2..Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin. 3..Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın. 4..Bol taze sebze ve meyve yiyin. 5..Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği,mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin. 6..Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin. 7..Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin. 8..Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse mandıra sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin. 9..Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin. 10.. Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin. 11.. Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ). 12..Stresten uzak durun. 13.. İyi uyuyun. 14.. Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun. 15.. D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın. 16.. Yeteri derecede egzersiz yapın!!!! 17.. Aşırı alkol kullanmayın. 18.. İşlenmiş soya ürünü yemeyin. 19.. Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir. 20.. Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!! 21.. Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir. 22.. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.
************************** Prof. Dr. Ahmet AYDIN İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı
OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?

HER ZAMAN DOSTLARINIZLA BİR KAHVE İÇEÇEK ZAMANINZ OLMALI


Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,
Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,
O zaman; kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…
İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi
Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonrada kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine; profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte; ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Profesör yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye. Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar… Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar;
‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları; Hayatınızdaki önemli şeylerdir. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter.
Çakıl taşları ise; Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir. Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi.
Kum ise; diğer ufak tefek şeylerdir. şayet kavanoza önce kum doldurursanız; Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi; ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz; Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’
Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar; ‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’ Profesör gülerek cevaplar; ‘Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun; Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…’
OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Kudret Narının Faydaları Nelerdir ve Nasıl Kullanılır?

Kudret Narının Faydaları Nelerdir ve Nasıl Kullanılır?

http://www.xprodoksit.com/yazi/kudret-nari-kullanimi-ve-faydalariKUDRET NARI KULLANIMI VE FAYDALARI(Kudret Narı, Momordica charantina, Balsamgurken)
Araştırmalara göre; Kudret Narı, parçalı yapraklı, tırmanıcı, otsu bir yıllık bir bitkidir. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır.
Sarı çiçekler açar, turuncu-sarı renkli meyveler verir. Anavatanı Hindistan’dır. Kudret Narı’nın gastrit ve ülser karşıtı etkisi, kudret narı meyvesinin bağışıklık sisteminigüçlendiren özelliklerinden destek alıyor olabilir. Yüksek oranda E vitamini ve kaliteli protein içererek bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.
Kudret Narı için Önerilen Hastalıklar :

KUDRET NARI KULLANIMI VE FAYDALARI

New York Üniversitesinde yapılan bir araştırmada kudret narında HIV virüsünün çoğalmasını engelleyen bir protein keşfedildiği bildirilmektedir.
Aynı zamanda kudret narının, antibiyotik etkisinin olduğu, lutein ve lycopene içeriğitümör büyümesini engelleyici özellikte olduğu da bildirilmektedir.
Mide ülseri, Egzama ve diğer cilt rahatsızlıklarda olumlu sonuçlar alınmasında yardımcı olabilir. Yaraların çabuk iyileşmesinde ve çabuk kapanmasında etkilidir. Asya’da mide problemleri ve kan şekerinin kontrolü için yaygın olarak kullanılır.
Karaciğeri destekleyici, egzama ve sedef üzerinde olumlu etkileri mevcuttur. Bağırsak tembelliğini gidermede, hücreleri yenilemede ve rahim yaralarını gidermede etkileri üzerine araştırmalar mevcuttur.
Kudret Narının Kullanım Şekli ve Kullanım Dozu :
Olgunlaşarak kavuniçi rengi alan meyve ezilir, bir miktar balla karıştırılıp sabahları aç karnına yenilir. Bu şekilde en az 41 gün kullanılır. Taze meyve bulunmayan mevsimde ise halis zeytinyağı içinde bekletilen kudret narı aynı şekilde kullanılabilir.Kudret Narı
Yanık ve cilt yaraları için lapa haline getirilerek cilde uygulanır.
Çekirdeklerinin kullanımında ise yıkanarak temizlenen çekirdekler ikiye ayrılır ve saf zeytinyağı içinde bekletilirek elde edilen karışım kullanılabilir. Meyvesinin kabukları kurutularak toz haline getirilerek de kullanılabilir.
Bilinen hiç bir yan etkisi yoktur.
- Pek çok bitki üzerinde yeterli bilimsel çalışma olmadığından bilinçsizce ve doktor tavsiyesi olmadan kullanıldığında istenilmeyen yan etkilere sebebiyet verdiği unutulmamalıdır. 
Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız.
Kudret Narı Tohumu
Az miktarda kudret narı tohumu kalmıştır. Ücretsiz gönderilmeye devam ediliyor.
Ücretsiz Gönderimini Yaptığımız Kudret Narı Tohumu Kalmamıştır.
Kudret narı bilinçsiz kullanıldığında karaciğere zarar verebiliyor.
Tedaviye destek amaçlı kullanılabilen Kudret narı bir bitkisel destek! Dikkatli kullanılmadığında karaciğere zarar verebiliyor.
Ayrıca kan şekerini düşürdüğü için şeker hastalarının, özellikle insülin kullanan hastaların dikkatli kullanmasında fayda var.
Düşük ve kanama ihtimalini artırdığı için bu desteği hamilelerin kullanması uygun değil. (‘Hangi Kansere Hangi Bitki’ – Doç.Dr. Canfeza Sezgin )
Kudret narı suyunun pankreas kanseri riskini azaltabileceği belirlendi.
Colorado Üniversitesinden bilim adamlarının araştırması, kudret narı suyunun pankreas kanseri hücrelerinin enerji kaynağını (glikoz) keserek ölmesini sağladığını gösterdi.
Araştırmacılardan Rajesh Agarwal, 3 yıl önce kudret narı özünün meme kanserindeetkili olduğunun görüldüğünü, bu çalışmayla bir adım daha atarak, özellikle Asya ülkelerinde tüketilen kudret narı suyunun pankreas kanserine de umut ışığı olabileceğini belirlendiklerini bildirdi.
Kudret narının Çin ve Hindistan’da geleneksel tıpta tip 2 diyabetin tedavisinde kullanılmasından yola çıkan Agarwal ve ekibi, fareler üzerindeki araştırmada, kudret narı suyu ile beslenen hayvanların pankreas kanserine yakalanma riskinin yüzde 60 az olduğu sonucuna vardı.
‘Carcinogenesis” dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarının, pankreas kanserinin tedavisi için yeni ilaçların geliştirilmesine ışık tutabileceği belirtildi.
Kudret narı (Momordica charantia), kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasından tropik iklim bölgelerinde yetişen gıda ve ilaç olarak kullanılan bitki türü.
Pek çok bitki üzerinde yeterli bilimsel çalışma olmadığından bilinçsizce ve doktor tavsiyesi olmadan kullanıldığında istenilmeyen yan etkilere sebebiyet verdiği unutulmamalıdır.
Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız.